Kardelenkutupha...'s profile"KARDELENKUTUPHANE_LIBRA...PhotosBlogListsMore Tools Help

"KARDELENKUTUPHANE_LIBRARY" BAHÇESİNE HOŞGELDİNİZ! (WELCOME TO GARDEN OF "KARDELENKUTUPHANE_LIBRARY")

Öğrenme,AraştırmaVeOlumluYeniliklere Açıkİnsanlar,ManeviVeMaddi ilerlemeSağlarlar!(PeopleWhoAreBroadminded toLearn,ResearchAndPositive innovations,advanceSpirituallyAndMaterially.*DİKKAT! VideolarıRahatİzlemek için "Win.MediaPlayer müziğini Kapatmak Gerek!

Custom HTML

 

Kardelenkutuphane Library

Occupation
Location
Interests
Merhaba! Güneş ışığı ve temiz hava almak, ilginç gerçekleri keşfetmek için selam,fikir,görüş ve keşiflerinizi bekleriz: * mimoza33m@yahoo.com * kardelenkutuphane_library@hotmail.com, Hoşgeldiniz! (To discover amazing facts and to share your impressions,Please feel free to send messages to above e-mail addresses, Welcome!)

Custom HTML

 

Custom HTML

 
Photo 1 of 55
More albums (41)
Makaleler ve Haberler Tarih Sırasına Göre
No list items have been added yet.

Custom HTML

 

Video

 
hasbi rabbi (sami yusuf)
Yükleyen mrjangoshah

Video

 
Siti And Lee Hom
Yükleyen sitiamirah

Windows Media Player

Sandbox

Loading...

Video

 
THE FORBIDDEN KINGDOM – TRAILER(JET-JACKIE)
Uploaded by moviemax1

Video

 
SHE - WHEN THE ANGEL SING
Yükleyen aznangelkhmer78

Video

 
Ben siyah bir gülüm Mozambik
by turkceolimpiyat
July 04

YILDA 6 MİLYON DAVA OLAN BİR ÜLKE HALKI RAYDAN ÇIKMIŞ DEMEKTİR !!!

                 YILDA 6 MİLYON DAVA OLAN BİR ÜLKE HALKI RAYDAN ÇIKMIŞ DEMEKTİR !!!

     Image Hosted by ImageShack.us

                       TÜRKİYE`DE BİR HAKİME DÜŞEN DAVA SAYISI YÜZDE 29 ARTTI

Adalet Bakanlığı`nın `Adalet İstatistikleri`, Türkiye`de yargının iş yükünü gözler önüne seriyor. Bakanlığın verilerine göre bir hakime düşen dava sayısı on yılda yüzde 29.2 arttı. Ceza, Hukuk ve İdari Yargı Mahkemelerine 1998 yılında gelen toplam dava sayısı 4 milyon 101 bin 543 iken; 2007 yılında 5 milyon 934 bin 915`e ulaştı. Bir hakime düşen yıllık dava sayısı ise 1998 yılında 734 iken, 2007 yılında yüzde 29.2`lik artış oranı ile 948`e ulaştı.

Türkiye genelinde toplam 5 bin 342 mahkeme var. İdari yargı hizmetleri ise 156 mahkeme tarafından yerine getiriliyor. Mevcut 14 bin 697 hakim ve Cumhuriyet savcısı kadrosunun 3 bin 796`sı boş. 37 bin 262 adalet personeli kadrosunun ise 6 bin 911`i boş. Avrupa Konseyi Etkin Yargı Komisyonu`nun (CEPEJ) 2008 yılında yayımlamış olduğu verilere göre 100 bin kişiye düşen hakim sayısı; Türkiye`de 9, Almanya`da 24.5, İngiltere`de 16.6, Yunanistan`da 28.4. Avrupa ülkelerinde bir hakimin bakacağı azami iş sayısı yaklaşık olarak 200 iken, Türkiye`de bir hakimin yılda ortalama 1078, Cumhuriyet savcısının 1417 hazırlık ve 447 ilamat dosyasına bakıyor.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`na son on yılda gelen dosya sayısı yüzde 155, Ceza Dairelerinde yüzde 138 ve Hukuk Dairelerinde ise yüzde 61.7 artış oldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`na 1998 yılında gelen toplam dosya sayısı 208 bin 474 iken, yüzde 155`lik artış oranı ile 2007 yılında 531 bin 660`a ulaştı. Dosyaların 181 bin 771`i karara bağlanırken; 349 bin 889 dosya ise 2008 yılına devretti.

Yargıtay Ceza Daireleri`ne 1998-2007 yılları arasında gelen dosya sayısı yüzde 138 oranında arttı. 2007 yılında gelen 323 bin 738 dosyadan 129 bin 420`si karara bağlandı, 194 bin 318`i 2008 yılına devretti. Yargıtay Hukuk Dairelerine 2007 yılında gelen dosya sayısı 1998 yılına göre yüzde 61.7 oranında artış gösterdi. Gelen 422 bin 81 dosyadan 326 bin 128`i karara bağlanırken; 95 bin 953`ü ise 2008 yılına devretti.

Danıştay dairelerine son on yılda gelen dosya sayısı da yüzde 62.7 oranında artış gösterdi. Danıştay dairelerine 1998 yılında gelen toplam dosya sayısı 127 bin 7 iken, 2007 yılında 206 bin 701`e ulaştı. Bu dosyalardan 88 bin 278`i karara bağlandı, 118 bin 423 dava ise bir sonraki yıla devretti.

CUMHURİYET BAŞSAVCILIKLARINA GELEN DOSYA SAYISI YÜZDE 113 ARTTI

Cumhuriyet Başsavcılıkları`na son on yılda gelen dosya sayısında da artış var. Cumhuriyet Başsavcılıklarına gelen dosya sayısı yüzde 113.2 arttı. 1998 yılında Başsavcılıklara gelen dosya sayısı 2 milyon 553 bin 64 iken, 2007 yılında 5 milyon 443 bin 37`ye ulaştı. Yine bu zaman diliminde başsavcılıklara gelen ilamlarda yüzde 28.2 artış oldu.

CMK 250 maddesi ile görevli Ağır Ceza Mahkemeleri Cumhuriyet Başsavcılıkları`na 1998 yılında gelen dosya sayısı 28 bin 208 iken; 2007 yılında yüzde 9.6`lık artış ile 30 bin 902`ye ulaştı. Yine bu süreçte CMK 250 maddesi ile görevli Ağır Ceza Mahkemeleri Başsavcılıklarına gelen ilamlar yüzde 13.8 artış gösterdi.

Ceza mahkemelerinde son on yılda gelen dava sayısı yüzde 37.2, Hukuk mahkemelerinde yüzde 39.6 ve İdari yargı mahkemelerinde yüzde 207.3 arttı. Ceza mahkemelerine 1998 yılında gelen dava sayısı 2 milyon 228 bin 788 iken, yüzde 37.2`lik artış oranı ile 2007 yılında 3 milyon 58 bin 701`e ulaştı.

1998 yılında hukuk mahkemelerindeki dava sayısı 1 milyon 717 bin 107 iken, yüzde 39.6`lık artış oranı ile 2007 yılında 2 milyon 397 bin 875`e ulaştı.

İdari mahkemelerine (Bölge İdare, İdare ve Vergi Mahkemeleri) 1998 yılında gelen toplam dava sayısı 155 bin 648 iken; yüzde 207.3`lük artış oranı ile 2007 yılında 478 bin 339`a ulaştı. (CİHAN)

http://www.tumgazeteler.com/?a=4562766 ;

20.01.2009

*          *          *          *          *          *          *

HUKUK VE ADALET HAKKINDA SİRENLER ! …

* Adalet ve ahlakın olmadığı yerde, huzur ve başarı olmaz ! (Memduh ÖZCAN)

* Örümcek ağına benzer bugünkü kanunlar; kuşlar deler geçer, sinekler takılır kalır! (Ferit KAM)

*YORUM (Mimoza33): Yakın bir gelecekte zalim kuşlar helak olacak,  sineklerin takıldığı zalim kanun adamları da helak olacak; yalnız uğur böcekleri kurtuluşa uçacak !

*          *          *          *          *          *          *

                 Image Hosted by ImageShack.us

 

KİM DEMİŞ KURUMLAR ARASI ÇATIŞMA YOK DİYE!

İbrahim KARAGÜL

02 Temmuz 2009 Perşembe

 

Haftalardır hepimizi rehin alan tartışmanın şekli tam bir Türkiye klasiği. Bir sorunu çözmekten çok, o sorun üzerinden kamplara ayrılma, safları belirleme, meydan muharebesine girme, hesaplaşma düşüncesi ve sorunu fırsata dönüştürme becerisi hiçbir ülkede Türkiye kadar gelişmemiştir. Çünkü hiç bir ülkede iç iktidar çatışması, paylaşım kavgası bu kadar derin, bu kadar sarsıcı, bu kadar uzun ömürlü olmuyor. Her ne kadar kurumların uyumuna dikkat çekilse de, yıpratılmaması uyarısı yapılsa da, Türkiye siyasi tarihinin en derin ve sancılı iktidar hesaplaşması yaşanıyor, bu bir gerçek.

“Belge”nin ortaya çıkışına, sahte-gerçek tartışmasına, imza üzerindeki spekülasyonlara ve son noktaya kadarki sürece özetle bakalım. Bakalım ve aslında kurumlararası koordinasyonla birkaç günde sonuç alınabilecek bir olayın neden bu kadar uzatıldığını sormaya hakkımız olsun. “Internethaber” ve “iyibilgi” gibi haber/yorum siteleri, her şeyi özetleyen, aslında bir çok köşe yazısından çok daha net bir tabloyla söylenmesi gerekenleri söylemiş. Birlikte okuyalım ve sorular soralım:

“26 Haziran: Askeri Savcılığın 'kovuşturmaya gerek yok' açıklamasının ardından Org. İlker Başbuğ, sürpriz bir basın toplantısı düzenleyerek kamuoyunun karşısına geçti. Başbuğ'un çizgileri netti: TSK yıpratılma kampanyalarına kat-la-na-maz. Mağdur bırakılmasına seyirci ka-la-maz. Dosyanın sivil yargıya sevkedildiğini belirten Org. Başbuğ, sivil yargıya Albay Çiçek'in suçlu olup olmadığını sormadıklarının altını çizdi; “Kağıt parçasının kim tarafından ve ne amaçla hazırlandığının bulunmasını istiyoruz. Bu devletin görevi” dedi. Genelkurmay Başkanı yeni bir emare bulunması durumunda da soruşturmanın açılacağı yerin kesinlikle Askeri Savcılık olduğuna işaret etti.

28 Haziran: Aradan 2 gün geçmeden Meclis'ten beklenmedik bir kanun geçti. Askere sivil yargı yolunu açan gece yarısı kanunu Meclis'ten geçti. Muhalefet ayağa kalktı.

29 Haziran: Org. İlker Başbuğ yine sürpriz bir atakla Başbakan'la perşembe günleri yaptığı olağan görüşmeyi 3 gün öncesine çekmeyi talep etti. Sabah saatleri.... Ancak bu kritik görüşmenin öncesinde Başbakan Tayyip Erdoğan'ı ziyaret eden biri daha vardı. Bu kişi MİT Müsteşarı Emre Taner'di. Gözler, MİT Müsteşarı'nın elindeki dosyalara takıldı.

Öğle saatleri... Emre Taner'den hemen sonra Org. Başbuğ ile Başbakan Erdoğan, Başbuğ'un isteği üzerine bir araya geldi. Görüşmeye Adalet Bakanı Sadullah Ergin de katılmıştı.

Ve aynı gün akşam saatlerinde MİT Müsteşarı Emre Taner, Başbakan'la görüşmesinin ardından bu kez Genelkurmay Başkanı'nı ziyaret etti. Bir gün içinde dikkat çeken bu kritik görüşme üçgeni, MİT Müsteşarlığı'nın da konuya dahil olduğunun göstergesiydi. Bu görüşme trafiği, MİT Müsteşarı'nın elinde Albay Dursun Çiçek hakkında başka bilgi dosyalarının da olabileceği ihtimalini akıllara getirdi.

30 Haziran: MGK Zirvesi, tarihin en uzun ikinci oturumuna başladı. Aynı gün sabah saatlerinde Albay Dursun Çiçek, ifade vermek için İstanbul Adliyesi'ne geldi.

1 Temmuz: Ve artık takvim 1 Temmuz'u gösterirken, saatler 00.30'da Albay Dursun Çiçek'in tutuklandığı kararı basına duyuruldu. Askerin kovuşturmaya gerek görmediği Albay Çiçek'in tutuklanma kararının, son basın toplantısıyla çizgilerini keskinleştiren Genelkurmay Başkanı'nı zor duruma soktuğu görüşleri kulislerde yayılmaya başladı. Şimdi sivil-askeri yargı karmaşasına neden olacak bu tutuklanma kararının ardında başka dosyaların yattığı konuşuluyor. Bu dosyaların da MİT kaynaklı olduğu öne sürülüyor. Başbuğ'un daha önce bilmediği bu dosyaları, MİT Müsteşarı'ndan öğrendiği tahmin ediliyor. İstanbul savcılarının da elinde olabileceği tahmin edilen bu dosyaların askeri savcıdan neden saklandığı sorusu ise cevap bekliyor.”

Taraf gazetesinin ortaya çıkardığı “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”nın kısa hikayesi bu.

Ve can alıcı sorular

Albay'ın tutuklanmasını gerektirecek kanıt varsa bu neden gizlendi, paylaşılmadı? Asker kişilerin sivil mahkemede yargılanmasına ilişkin değişiklik mi beklendi? Askeri savcılık “kovuşturmaya gerek yok” derken gerçekten elinde kanıt mı yoktu yoksa Albay bir şekilde korunmuş mu oldu. Genelkurmay Başkanı 26 Haziran'daki konuşmasında nasıl bu kadar kendinden emin konuşabildi? Yoksa kendisi de mi hiçbir şey bilmiyordu?

Daha kötüsü, Albay'ı tutuklayacak kanıtları elinde bulunduranlar bütün Türkiye'de belge üzerinde bu şekilde bir tartışmanın yaşanmasını özellikle istemiş olabilirler mi? Eğer öyleyse, burada hedef kim; Albay mı, Genelkurmay Başkanı mı? MİT Müsteşarı ile Genelkurmay Başkanı daha önce görüşemez miydi? Eğer böyleyse “belge”nin aslını elinde bulunduranlar hakkında bir kanaat oluşmuyor mu? Belgenin aslı ellerindeyse neden şimdiye kadar koca ülkeye bir fotokopi üzerinde patinaj yaptırdılar?

Bu sonuç; bir darbe teşebbüsünün önlenmesi kadar, birilerinin “kontrollü kriz” planlamış olabileceği düşüncesini akıllara getirmiyor mu? Eğer öyleyse, MGK toplantısından sonraki “kurumlararası uyum” dileklerinin içeriği boşa çıkmıyor mu?

Ve daha bir çok soru var cevaplanması gereken.

Gerçekten böyleyse, “kontrollü kriz” çerçevesinde daha bir çok belgenin yakında kamuoyuna sızdırılacağını söyleyebiliriz. Kim demiş kurumlar arası çatışma yok diye! Ortada çok keskin bir hesaplaşma var ve bu kurumlar arası çatışma boyutunun da ötesinde.

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un 26 Haziran konuşmasına tekrar bakalım. Gerçekten de çok zor bir durum…

 

http://www.habervakti.com/news_details?page=articles&id=1443 ;

 

02.07.2009

JET TAHLİYE HAKİMİ YİNE ŞOK ETTİ !

02 TEMMUZ 2009 PERŞEMBE 18:20

 

14. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin izinli hakimi yerine atanan hakimin görevlendirme süresinin 1 hafta olduğu bildirildi.

 

Anadolu Ajansı, İstanbul Adalet Komisyonu Başkanlığı'nın Beşiktaş'ta bulunan 14. Ağır Ceza Mahkemesinin bir üyesinin izinli olması nedeniyle hakim Faik Saban'ı, bu mahkemede hafta başından itibaren geçici üye olarak görevlendirdiği bildirmişti.

Öte yandan Aktif Haber.com sitesi ise Anadolu Ajansı'nın Albay Çiçek'e tahliye kararı verilmesinde oyuyla etkili olan Mehmet Faik Saban'ın “pazartesi” günü itibariyle geçici olarak görevlendirildiğini haberini servis ederek bütün medyayı yanılttığını duyurmuştu.

Jet tahliye hakimi Saban'ın yerine geçici olarak atandığı üye Yakup Hakan Günay pazartesi günü normal mesaisindeydi. Günay Salı günü izne ayrıldı. Çarşamba günü ise Albay Çiçek'in tutukluluk haline itiraz edilmesi üzerine Saban öğleden sonra atandı. Ve Saban'ın atanmasıyla değişen dengeler sonrası Albay Çiçek 2'ye karşı 1 oyla tahliye edildi. Saban atanmasaydı bu denge tersi yönde 2'ye 1 şeklinde olacaktı.

Şimdi kamuoyu, vicdanları rahatsız eden kararın altındaki imzanın sahibi Saban'ın görevlendirme süresini ve bu kısa sürede görevi emanet eden mahkemenin verdiği kararı konuşuyor.

Tuhaflık bu kadarla da sınırlı değil
İstanbul Adalet Komisyonu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ikinci heyetinin hakimlerinden Faik Saban'ı 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne atadı. Daha 7 gün zaman olmasına rağmen, yine genel uygulamanın aksine mahkeme hemen Ergenekon savcılarından mütalaa istedi. Mütalaayı alan heyet, mesainin bitmesine aldırmayarak toplandı. Önlerinde 7 gün olmasına rağmen dosya hakkında önceden hiçbir bilgisi olmayan hakimler incelemeyi bitirip tahliyeye hükmetti. Karar hemen Hasdal Cezaevi'ne fakslandı. Bu süreçten geriye bazı önemli sorular kaldı. Avukat itirazını gece yazsa da, mesai saatleri içinde yani 09.00'da işleme konulması gerekiyor. Sabah 09.00'dan itibaren mahkeme heyetinin belirlenip, sonra da savcılardan görüş istenmesi, görüş geldikten sonra dosyadaki bilirkişi raporları, ifadeler, yazışmalar, yaklaşık 10 saat süren savcılık ve mahkeme ifadelerinin okunması ve sonuç olarak bir karara varılması nasıl bir güne sığdırılabildi
?
 http://www.habervakti.com/news_details?page=news_details&id=12453 ;

02.07.2009

 

PÜF NOKTA: “Bir deli kuyuya taş atmış, 40 akıllı çıkaramamış! Kuyudaki taş ancak kerametle çıkar! J Politik oyunları, yüzlerce  akıllı araştırmacı inceliyor, çoğu zaman yine de çözemiyor! Ha ha ha!

*Erenler himmeti de olmasa, neredeyse Dünyayı bombalamak isteyeceğiz! İnsanın zihninden geçeni okuyorlar ! Beni hayatta açıkça destekleyen 1 kişi var herhalde derken, 11.30 civarında “Mübarek çaycı amca” geldi, zahirde 2 kişi destekliyor, fakat o ricalü’l gaybın temsilcisi. Çevremde görünmeyen bir ordu var !

Bir de ben, “Seylan Çayı da içiyorum”, deyince, “İçme!” dedi. Bir hikmeti vardır herhalde ! Mimoza33, 04.07.2009

 

*HEDİYELERİ DERLEYEN, TOPARLAYAN, PAKETLEYEN , BAZEN DE GİZEMLİ BULMACALARIN ANAHTARLARINI İLİŞTİREN  J :

http://kardelenkutuphanelibrary.spaces.live.com

                       Image Hosted by ImageShack.us

June 24

Bölüm2_DUNYA DISI VARLIKLARA_UZAYLILAR_DAIR SASIRTICI GERCEKLER

    Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

                                         UZAYLILAR EVİME SALDIRIYORLAR...

Evine 5 göktaşı düştü, ufoları kızdırdığını düşünüyor.

Belgrad Üniversitesi uzmanları, Radivoje Lajiç'in kendilerine teslim ettiği kaya parçalarının göktaşı olduğunu doğrularken, evin üzerinde bulunduğu sahada manyetik bir çekim alanını olup olmadığını araştırıyor.

Lajiç ise bunun bir tesadüf olmadığını, uzaylıların kendisini hedef aldığını düşünüyor. Lajiç olayları, "Uzaylılar tarafından hedef alındığım açıkça ortada. Onları rahatsız edecek ne yaptım bilmiyorum, fakat bunun başka makul bir açıklaması yok. Dünya üzerinde bir göktaşının evinize isabet etme ihtimali çok zayıf ama benim evim 5 kez hedef alındı. Bu kesinlikle kasıtlı yapılıyor olmalı" diye konuştu.

İlk göktaşının geçtiğimiz yıl Kasım ayında evine isabet ettiğini belirten Lajiç, "Göktaşlarının tümü, güneşli, açık havalarda değil, sağanak yağışlı havalarda düştü. Önce bu garip görünüşlü taşların ne olduğunu bilmiyordum. Fakat taşlar düşmeye devam edince Belgrad Üniversitesi'nden uzmanlar geldi ve taşları inceledi. Bunların göktaşı olduğunu öğrendim" diye konuştu.

Lajiç, "Uzaylılar tarafından hedef alınıyorum. Benimle oyun oynuyorlar. Bunu niçin yapıyorlar bilmiyorum. Ne zaman sağanak yağmur yağsa, yeniden vurulacağım korkusuyla uyuyamıyorum" dedi.

http://www.bugun.com.tr/haber-detay/21955-uzaylilar-evime-saldiriyorlar-haberi.aspx ;

08.04.2008

EŞMELİLER: UZAYLILAR AYIYA BENZİYOR

7 yıl önce gördükleri uzaylıyı taşla kovalayan köylüler, bu kez yanına gitti ve gördükleri karşısında şaşkına döndü.

         Uşak'ın Eşme İlçesi'ne bağlı Narlı Köyü'nde 7 yıl önce gördükleri uzaylılara taş atan bazı vatandaşlar dün sabah da uzaylı gördüklerini iddia ettiler.Tütün tarlasında çalışan Hasan Tülü (37) eşi ve 3 çocuğu bir metreden büyük olan cismin, üzerinin çok parlak bir madde ile kaplı olduğunu söyledi. Tülü, ''Kaç sefer çektimse, görüntü alamadım, çektiğimde bembeyaz bir görüntü oluşuyor'' dedi. Ferah Tülü ise uzaylı olduğunu ileri sürdüğü cismin küçük bir ayıya benzediğini söyledi. Tülü, "Cismin göğsünde kırmızı bir şerit vardı. Yerden 300 - 400 metre yükselip yavaşça üzerimize geldi. 50 metre yükseklikte 20 dakika asılı kaldı. Ve sonra hızla gözden kayboldu" dedi. Narlı Köyü eski muhtarlarından Sami Can da bu cisimlerin 2001'den beri geceleri çok alçaktan ışıklı ve yavaş bir şekilde köylerinden sürekli geçtiğini savundu. Uzmanlar ise köylülerin gördüğü görüntülerin göz yanılsaması olduğunu söyledi.

Bu haber toplam 4898 defa okunmuştur.

http://www.bugun.com.tr/haber-detay/28244-esmeliler-uzaylilar-ayiya-benziyor-haberi.aspx ;10.06.2008

 

ABD'Lİ ASTRONOTTAN MÜTHİŞ İDDİA!

(UZAYLILAR E.T'YE BENZİYORMUŞ)

Dr. Mitchell, NASA'da çalıştığı dönemde Dünya'ya birçok UFO ziyareti yapıldığından da haberdar olduğunu, ancak bunların da üstünün örtüldüğünü bildirdi. Mitchell, 1947'de New Mexico'nun Roswell bölgesine UFO düşmesi olayının da gerçek olduğunu söyledi.

Mitchell, "Bu olayların üstü hükümetlerimiz tarafından son 60 yıldır çok iyi bir şekilde örtüldü, ancak yavaş yavaş dışarı sızdı ve bazılarımız bunların bir kısmı hakkında bilgi edinme ayrıcalığına sahip olduk" dedi.

1971'de Ay'daki en uzun yürüyüşü yapan Mitchell, bir radyoya verdiği mülakatta, NASA'da uzaylılarla temas kuran kaynakların, uzaylıları "bize acayip gelen küçük insanlar" diye tarif ettiklerini anlattı.

Mitchell, muhtemelen bu "hakiki ET'lerin" geleneksel koca kafalı, büyük gözlü uzaylı imajına uyduğunu söyledi.

Dünyalıların teknolojisinin uzaylılarınki kadar karmaşık olmadığını belirten Mitchell, "Uzaylılar bize düşman olsalardı, şimdiye kadar mahvolmuş olurduk" dedi.

NASA ise Mitchell'in iddialarını yalanlamakta gecikmedi. Bir NASA sözcüsü, uzay kurumunun UFO'ları izlemediğini, gerek dünyada, gerekse kainatın başka bir yerindeki uzaylıların varlığını gizleme yoluna gitmediğini söyledi.

Mitchell, Apollo 14'ün komutanı Alan Shepard ile birlikte Ay üzerinde 9 saat 17 dakika yürüyerek en uzun yürüyüşü yapmıştı.

http://www.bugun.com.tr/haber-detay/33470-abd-li-astronottan-muthis-iddia-haberi.aspx ; 24.07.2008

 

DÜNYAYA GELMİYORLAR

 

(Discovery Uzay Mekiği’nin Amerikalı komutanı Mark Kelly)

         Uzaylılar'ın dünyayı ziyaret etmemesinin basit bir sebebinin bulunduğunu, yolculuğun zor olduğunu belirten Kelly, ''Deneyimlerimizden Uzay'da yolculuk çok zor ve ben Uzaylılar'ın dünyayı ziyaret etmediğini düşünüyorum'' dedi.

http://www.bugun.com.tr/haber-detay/34301-uzaylilar-zor-diye-dunyaya-haberi.aspx ;

 

30.07.2008

UZAYLILAR 35 TÜRK'Ü KAÇIRDI!

ARAMIZDA DOLAŞIYORLAR

 Aramızda, yarı uzaylı yarı insanlar var mıdır?

Evet. Rutin bazı görevleri vardır, yapar ve giderler. Sinemada, tiyatroda yanına oturur, algılayamazsın.

Dünyada kaç kişi UFO görmüş?

Dünyada altı milyar insanın 350 milyonu UFO görmüş. Ronald Reagan da gördü. Robie Williams kaçırıldığını düşünüyor. Migk Jagger ve John Lennon da
.

ADAM KAÇIRANLAR GRiLER

Bu adam kaçırma olayını hangi uzaylı türü yapıyor sizce?


 'Griler' dediğimiz bir tür... Genetik çalışmadır bu.
…………………

Evet. Daha da ilginci; bir kadının kimseyle ilişkisi yok. Doktora gidiyor ve hamile olduğunu öğreniyor. Hipnozla kaçırıldığı öğreniliyor. Hipnoz bilinç altını konuşturuyor.

Çip olayı nedir?


 Kaçırılan insanların vücutlarında bulunan çipler var. Hipnoz halindeyken anlatıyorlar. Trans halindeyken bütün bilinç altı kayıtları ortaya çıkar. Harvard Üniversitesi'nden, Temper Üniversitesi'nden bir çok bilim adamı bu konunun içine girdi. Çünkü artık elimizde fiziki kanıtlar da var.

Türk mağdurlarından çip çıktı mı?


 İncelendiler, ameliyatla çıkarıldı. İşte Doktor Roger Leir yaptı. Bunlardan 15 tanesini çıkardık. Çiplerde dünyada olmayan bir takım elementler ortaya çıktı.

Fay hattında 17 Ağustos öncesi gibi UFO artarsa bu sefer siz ne yapacaksınız?

Deprem tehlikesi olduğu ihtimalini düşünüp, yetkililerle paylaşacağız. Uzaylılar iyi niyetli. İsteseler dünyamızı bir iki dakika içinde istila ederler. Onlar böyle bir şey yapsa dünyada hiç birşey çalışmaz.

Onu kaçıran uzaylı türü sizce hangisiydi? (Reyhan Karaca’yı)

 Bana, "Tenleri karides kabuğu gibi. Koca kafalı ve büyük siyah gözlü. Cinsel organları yok" demişti. Reticuli'ler, 'kertenkele' dediğimiz tür...

http://www.bugun.com.tr/haber-detay/71152-uzaylilar-35-turk-u-kacirdi-haberi.aspx ; 06.06.2009

 

Röportaj: Şebnem ÖZUZCAN
                              *      *        *        *        *

“10’DAN FAZLA UZAYLI TÜRÜ VAR”

 

Ünlü şarkıcı Reyhan Karaca'dan sonra piyanist- besteci Anjelika Akbar da 'Orada Neler Oluyor'da 9 yaşından itibaren UFO gördüğünü söyledi.

 

Akbar şöyle konuştu: "Babam, Moskova'da Uluslararası Astronotlar Federasyonu Üyesi. Büyük ve gizli araştırmalara katılıyor. Bana anlatamayacağım sırlar verdi. Konuşursam insanlar kaldıramaz. Ama şunu söyleyebilirim ki; 10'dan fazla uzaylı türü var. Aralarında ikiye ayrılıyorlar: İyi niyetli uzaylılar, kötü niyetli uzaylılar."

KÖTÜSÜ ÇİP YERLEŞTİRİYOR

 İyi niyetli uzaylıların nükleer denemelerin yapıldığı yerlere gidip ayarlarını bozduğunu söyleyen Akbar şöyle devam etti "Çünkü nükleer denemeler onların gezegenlerini de kötü etkiliyor. Kötü niyetli uzaylılar ise insanları kaçırıp beyinlerine çip yerleştiriyor. Aramızda insan kılığında dolaşan uzaylılar da var."

Uzaylılar için 'Kozmik Fantezi' diye beste yaptığını söyleyen Anjelika Akbar "Onları kuvvetle hissedebiliyorum" şeklinde konuştu.

 

Bu haber toplam 707 defa okunmuştur

 

http://www.bugun.com.tr/haber-detay/72084-“10’dan-fazla-uzayli-turu-var”-magazin-haberi.aspx ;

 

19.06.2009

 

         MİMOZA33’ÜN YORUMU:

         Kıymetli kâşifler ve macera ruhlular! Başka âlemlerden gelenler ve UFO konusu çok uzun olduğundan şimdilik yalnız bir-iki noktaya değineceğim.

Görünen ve yaşanan birçok UFO olayları, uzaydan gelenler ve diğer normal ötesi olaylarda çözülemeyen ve karıştırılan püf nokta şu: UFO’ların hangilerini cinler, hangilerini başka âlemlerden gelenler oluşturuyor? Cinler, hadis-i şerifte de belirtildiği gibi ahir zamanda yeryüzünde daha çok görünecekler! Buna istinaden UFO olaylarının çoğunu cinler oluşturmaktadırlar.

Örnek olarak medyada meşhur olmuş, bir hastanede gece çekildiği belirtilen  fotoğrafta “beyaz ışık şeklinde görünen hayalet” i göz önüne aldığımızda; Uşak’ın Eşme ilçesindeki Hasan Tülü de 2008 Haziranında, fotoğraf çektiğimde, “Bembeyaz bir görüntü oluşuyor.” Dediğinden, ve cinler de yılan, kedi, köpek, ayı , UFO gibi şekilleri oluşturabildiğinden o ayının cin olma ihtimali yüksek! Cinler, enerjiden oluşan varlıklar olduğu için fotoğraflara pek somut nesneler olarak çıkmıyorlar!

Yalnız bir işaret, soru uyandırdı. Küçük ayının göğsündeki kırmızı şerit ilginç! Hiçbir cin hikayesinde üzerinde böyle bir şerit olan duymadım ! 

Son olarak kısa bir espri yapayım; o küçük ayı tütün tarlalarının oralara geldiğinden sigara kaçamağı yapmaya gelmiştir afacan! J Hoşça kalın!

Kardelen Kütüphane Mesaj Grubundan Mimoza33;

20 Haziran 2009

http://kardelenkutuphanelibrary.spaces.live.com

  

Image Hosted by ImageShack.us
June 20

DÜNYA DIŞI VARLIKLARA (UZAYLILAR)DAİR SASIRTICI GERCEKLER !

 

Image Hosted by ImageShack.us

  Image Hosted by ImageShack.us    

Bölüm 1:

ERRA GEZEGENİ’NDEN GELEN PLEIADESLİLER’LE GÖRÜŞEN BILLY MEIER VE ÖĞRETİLER

         3 Şubat 1937’de İsviçre’de doğan “Billy” Eduard Meier, yaklaşık 65 yıldır Pleiades takım yıldızından gelen dünya dışı varlıklarla fiziksel ve telepatik olarak temas içinde bulunmaktadır. Erra gezegeninden gelen Pleiadeslilere sözcülük yapan Billy Meier, bize onların büyüleyici ve ezoterik öğretilerini ve bilgeliklerini iletmekte ve üstlendikleri insanoğluna rehberlik etme görevinde onlara yardımcı olmaktadır.

         Billy’nin dünya dışı varlıklarla olan teması henüz 5 yaşındayken başlamıştır. Pleiades’ten gelen dünya dışı varlık Sfath, öğretileriyle Billy’i hayatının misyonuna hazırlamış, Billy’nin temasa geçtiği ikinci varlık olan Asket ise 11 yıl boyunca onu eğitmeye ve ona dünyevi ve dünya dışı inançlar ve kültürler hakkında bilgi vermeye devam etmiştir.

            28 Ocak 1975 günü, Billy ve Pleiadesli dişi varlık Semjase arasında, 100’den fazla teması kapsayacak bir iletişim başlamıştır. Semjase’yle aynı uzay gemisinde bulunan Ptaah ve Quetzal adlı iki uzay adamı da bu temasların bazılarında onlara eşlik etmişlerdir. Bunlardan Billy’nin merhametli bir bilgeliği olan yaşlıca bir adam olarak tanımladığı Ptaah genellikle anagemide bulunmaktaydı; Quetzal ise üs komutanıydı.

            Uzay gemisi ve içindekilerle Billy düzenli aralıklarla buluşmaya başlamışlardı. Pleiadesliler, Billy’yle özel konuşmalar ve telepati yoluyla temasa geçmekteydiler. Pleiadesliler ve daha ileri varlık formları tarafından iletilen ve dünya tarihi, insanlık, bilim ve ruhsal konular hakkında ilginç bilgiler veren temas konuşmaları satırı satırına kayda geçirilmiştir. Bunlardan bazıları Pleiadeslilerin isteği üzerine bizzat Meier tarafından yazılmıştır. Meier, 1989 yılından bu yana Semjase’nin babası Ptaah’la yılda yaklaşık dört kez temasa geçmektedir. Pleiadeslilerle olan temaslarının toplam sayısı 50’yi aşmaktadır.

            Meier, uzaylıların anavatanları olan Erra gezegeninin Dünya’ya çok benzediğini ve onun daha temiz ve saf bir kopyası olduğunu söylemektedir. Pleiadesliler yükselişe giden yolu çok önceden seçmişler; gelişimleri süresince pek çok iniş çıkışlar yaşamışlar ve çeşitli dönemeçlerden geçmişlerdir. Muhteşem bir uygarlığın çöküşüne şahit olan Pleiadesliler arasından kurtulmak amacıyla birleşen bir grup, Erra gezegenine yerleşmiş ve uyumlu bir toplum olarak büyümeyi ve gelişmeyi başarmıştır.

            Billy Meier’ın deneyimleri kayda geçen en uzun belgelenmiş temas hikayesini oluşturmaktadır. 1978 baharında, Meier uzaylılarla toplam 105 kez yüzyüze görüşmüştür. Bu temaslar, çok sayıda dikkat çekici ve benzersiz kanıtın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bazı temaslar sırasında, Semjase, Billy’nin tabak biçimindeki uzay aracını uçuş manevraları yaparken fotoğraflamasına izin vermiştir. Billy, ışık gemisi adı verilen bu uzay aracının 2.000’den fazla fotoğrafını çekmiştir. Meier bu uzay araçlarını filme de almış, ayrıca başka güneş sistemlerinden geldiğini söylediği kristaller ve metal örnekleri sunmuştur. Bu metal örnekleri IBM ve bazı NASA yetkilileri tarafından da incelenmiş ve dünyada bulunmayan bazı garip elementler içerdiği tespit edilmiştir.

            Pleiadeslilerin uzay aracı sadece Meier tarafından değil, sayısız kişi tarafından gözlemlenmiş; tanıklar iddia edilen olayların gerçek olduğunu görerek büyük hayrete düşmüşlerdir. Bu gözleri açan deneyimler, uzaylılarla olan temaslarından bahsettiği için deliliğinden şüphe edilen İsviçreli çiftçiye gereken desteğin verilmesini sağlamıştır. Tanıklar sadece Billy’nin teması yoluyla oluşmuş olabilecek açıklanamayan olaylar gördüklerini, duyduklarını ve yaşadıklarını söylemektedirler. Bu tanıklar arasında sadece Billy’nin arkadaşları ya da yardımcıları değil, aynı zamanda tamamen konuyla ilgisiz, farklı bir çok insan bulunmaktadır. Örneğin, 1975’te uzaylılarla Billy’nin buluşma yeri olan Bachtel Dağı yakınlarında düzenlenen bir müzik festivalini izleyen seyirciler gece ışık gemisinin gösterilerine şahit olmuşlardır.

            Billy Meier olayı UFO tarihinde benzersiz olarak kabul edilmektedir. Tanıkların ifadeleri ve çeşitli yazılı ve görsel materyallerle belgelenmiş ve zenginleştirilmiş bir başka temas olayı bulunmamaktadır. Billy ve Pleiadesliler arasında geçen konuşmalar ve öğretiler insanlığa çok değerli dersler vermeye devam etmektedir:

 “Bizim için zaman şimdiki andır.” Ptaah

“Zaman, uzaklık, uzunluk, renk…bunların hepsi kişinin perspektifine göre değişen şeylerdir. Örneğin biz, dağların yüksekliğini deniz seviyesinden değil, Erra’nın merkezinden olan uzaklığını bularak ölçeriz. Eğer bu dünyada yapılsaydı, en yüksek sıradağların Güney Amerika’daki Ant Dağları olduğu ortaya çıkacaktı.”

“Sevgi, bir kişinin ebedi gücü yayabileceği bir araçtır; sevgi ölümü mağlup eder ve ışık yayar; sevgi bilgeliği, barışı ve aklımızın alamayacağı diğer her şeyi somutlaştırır.”

“Dünya insanını gelişimini sınırlayan tek şey yine Dünya insanının kendisidir.”

“Bilgelik, ruhunun varlığını farkeden ve onunla birlikte Yaratılış kurallarına göre çalışan bir insanın işaretidir. Bilgelik ve ruh, güneş ve güneş ışığı gibi tek bir vücutta hareket eden iki faktördür…her ikisi de sıcaklık ve ışık verir.”

Semjase

         ‘Temasçı’ olarak ünlenen Eduard ‘Billy’ Meier , çocukluk yıllarından beri Pleiades’den gelen varlıklarla temas halinde olduğunu iddia ediyor . Ve bu iddiasını destekleyen bir çok kanıtı da var. Meier , 1975-76 yılları arasında NASA ve Amerikan Hava Kuvvetleri’nden uzmanlar tarafından incelenip gerçekliği onaylanmış binin üzerinde renkli ve mükemmel görüntü kalitesinde  UFO fotoğrafı çekti.  UFO’ların çıkardığı vızıltıya benzer sesleri kaydetti ve Holywood ses mühendislerinin benzer efektleri oluşturmak  için gelişmiş  bir kayıt stüdyosunun gerektiğini söyledikleri  ses efektleri ortaya çıkardı.  IBM’in uzman kimyagerleri tarafından  üretilmesinin ancak dünyada henüz keşfedilmemiş  bir ‘soğuk füzyon’ işlemi sonucu mümkün olabileceği açıklanan metal parçalarını beraberinde getirdi. Ayrıca temasları sırasında yanında bulunan ve parlak uçan cisimlerin gelip gidişine şahit  olan 40’ın üzerinde görgü tanığı var.

             Meier , artık tüm ilgisini bu işe yönlendirmişti. Gece gündüz çalışarak , dünya-dışı varlıkların  mesajlarını ve temasları sırasındaki konuşmaları tek sağlam koluyla yazıya geçirdi. Geceler boyunca temasları için hazırda bekliyor , sabahın erken saatlerinde tamamen tükenmiş ve çalışamayacak halde eve dönüyordu ; sonunda kendisini destekleyen insanlardan gelen teklif üzerinde kırsal bölgede , ‘Semjase-Gümüş-Yıldız-Merkezi’ adını verdikleri  bir komüne yerleşti.

http://www.siriusufo.org/tr/?fx=sayfa_ac&url=html/yakin_temas/temas_billy.asp ;

10.06.2009

DEVAMI VAR...

 Image Hosted by ImageShack.us

 DİPNOT: Yukarıdaki 3 Fotoğraf, 2006 Mayıs ayında ABD California Lawton'da devriye arabasına yerleştirilmiş yüksek çözünürlüklü kameradan alınan gerçek görüntüler olduğu bildirilmiştir !

June 13

DEVLET İÇİNDE, KÖTÜLÜK VİRÜSÜ BULAŞMIŞ POLİTİKACILARA KARŞI ALLAH’IN HİMAYESİNDE SAVAŞ !

            DEVLET İÇİNDE, KÖTÜLÜK VİRÜSÜ BULAŞMIŞ POLİTİKACILARA KARŞI ALLAH’IN HİMAYESİNDE SAVAŞ !            

                          Image Hosted by ImageShack.us   

        Image Hosted by ImageShack.us

              Akıl,kanun,vicdan ve ahlakın işlemediği bataklık gibi toplumlarda, kurumlarda, geçerli olan şeyler: Para, güç, taraftarlık, Şeytani hizmetkarlık…

            Yalancı, hilekar, sahtekar, kalpleri mühürlü gafil politikacılar,bürokratlar, ne kadar kanıtlı gerçekler anlatılırsa anlatılsın, kanun maddesi gösterilirse gösterilsin, “Bize bir şey tesir etmez!” anlamında zulüm ve hilekarlıklarına devam ediyorlar!

            Onlara şu tesir eder: Allah’ın musibeti ve köpek virüsü !

            Gerçekleri ve yaşadığı haksızlıkları bildirip tazminat istediği için öğretmen, yazar arkadaşa, ahlaki ve sosyal tespitler ve tavsiyeler içeren makale gönderdiği için Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından iftira nitelikli iddiaların soruşturması süresince tam 10 kuruma 78 sayfalık 38 kanıtlayıcı belgelerle müracaat edildi. Sonuç, Mayıs 2009 itibariyle beşeri adaletin fiyaskosu! Zır cahillik ve sapıklığın geçici zaferi! Şimdi dava, İlahi Adalete de duayla havale edilmekle beraber haziranda hukuk savaşının 5. aşamasına geçip 3.operasyona başladık. “Yarası olan gocunur.” Atasözü, bunların hasta olduğunu ispatlıyor !

            Bütün münafıklara ve zalimlere lanet olsun!

            Eğer dürüst, haklı ve cesur olduğunuzdan eminseniz, açık meydanda, halkın önünde karşılıklı lanet okuyalım! Her zaman varız! Allah zalime mühlet verir ama asla ihmal etmez! Zalimlerin hiç anlamadığı şey, ilahi emirlerde bildirilen musibetin ne zaman geleceği konusuyla ilgilidir. Allah (c.c.), azgınlaşanı kısa sürede kahredicidir, bazı zalimlerin cezasını da uzun zaman sonrasına bırakır. Bu Kur’an’da şöyle bildirilir: (Resulüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor. (Kur’an: 14/42)

            Önemli bir husus da şu: Ülkemizde bazı disiplin cezaları, doğru da olsa iftira da olsa, daha sonraki 5-10 yıl memurun iyi hali devam etmişse, müracaatla sicilden siliniyor. İftira ise niye 5-10 yıl kalsın ki! Birkaç yüzyıl önceki insanların bile  ölüp her şeyiyle silindiği bir gezegende yalan ve iftira olan şeylerin silinmemesi, akla da vicdana da ters ve yanlış !

Halkımız için KIRMIZI ALARM DURUMU nedir fark etmediniz mi?

Gerçeklerin bilinmemesi veya kanıtların yokluğu, azlığı değildir! İnsanların kalbini salgın bir hastalık olarak kaplamış olan ‘KORKU’ dur; KORKU, KORKU, KORKU !..

            Zalimler, halkın korkusuyla besleniyor ve gittikçe canavarlaşıyor!

            Ey halkımız, içinizdeki  korkuyla yüzleşme ve savaşma zamanı. En büyük düşman insanın içindeki nefs ve korkudur !

Size korkuyu yenebilmeniz için ‘Tılsımlı lazer kılıcı ‘5 Kaf Ayeti’ ni veriyoruz. 5 Kaf Ayeti’ni inkarcılar okusalar Allah dilerse mü’min olurlar, günahkar Müslümanlar okusalar salih ve cesur bir savaşçı olurlar ! Yâni her iki yönden de Müslümanlar kazançlılar!

Haydi aslanlar, kardelen savaşçıları ! Allah’ın adını yüceltmek, özgürlük ve aşk için, zulme, şeytanların gizli egemenliğine, yalana, hilekarlığa, sahtekarlığa karşı çekin lazer kılıçlarınızı, gazanız mübarek olsun !

En Büyük Hakim, Adil, Cebbar,Kahhar olan Yüce Allah, “Yürü ya kulum!” anlamında, “Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir. (Ankebut Süresi; 69) buyurmuş. Zümer Süresi 36. Ayette de, “Allah kuluna kâfi değil mi?...” buyurarak teşvik ettiğinden kimseden bir şey beklemeden, Allah’ın ismini yüceltmek için, O’nun aşkı için, O’nun himayesinde kendi başımıza savaşıyoruz.

İftira ile ilgili, insanlığa da ilahi ikaz içeren âyette Yüce Rabb şöyle buyuruyor :  “Allah’a yalan uydurmayın. Sonra bir azap ile kökünüzü keser ! (Taha Süresi: 61)

İnanır ve güvenirseniz, Allah (c.c.) yâr ve yardımcınız olur!

13.06.2009; Kardelen Kütüphane Mesaj Grubu

 

Not: 5 Kaf Ayeti web alanımızda “Sosyoloji Yardımlaşma” kategorisinde vardır.

http://kardelenkutuphanelibrary.spaces.live.com 

June 06

1.SINIF OGRENCISI SEMANURUN RUYASINDA ZAFER ISARETI

         Image Hosted by ImageShack.us    Image Hosted by ImageShack.us

                                                      1.     SINIF ÖĞRENCİSİ SEMANUR’UN RÜYASI; 02.06.2009 Salı

                                           (RÜYASINDA  HOCASIYLA YAŞADIĞI ÖNEMLİ MACERA )

                                                  “Hayran raeyte ve hayran yekünü…”

Rüyada Semanur gece bir ormana gitmiş. Yanında öğretmeni Memduh varmış.

Önüne 3-4 tane ayı çıkmış, biraz korkmuş. Ayıların yan tarafında ateş varmış, ayılar, “Bizi yakacaklar!” diye korkmuşlar.  Memduh Öğretmen, Semanur’un sırtını sıvazlayarak,” Korkma, korkma! Bunlar benim ayım!” demiş.

Sonra ikisi ayının üstüne binmiş. Öğretmen önceden eğittiği için el işareti yaptığında ayı istediği yöne gidiyormuş.

Yolda giderken önlerine 2 köpek çıkmış, havlamışlar. Öğretmen zafer işareti yapınca köpekler havlamayı bırakmış. Çünkü onları önceden tanıyormuş. Havlamayı bırakıp ayının yanında yürümeye başlamışlar.

Sonra önlerine kaplan çıkmış. Kaplan öğretmeni tanımamış ama öğretmen onu tanımış. Öğretmen ayının sırtından inip kaplanı eğitmeye çalışmış.

Aradan 1 ay geçmiş. Kaplan öğretmene alışmış. O da grubu takip ederek yola devam etmiş.

Yolda giderken altın gibi parlayan ışıklı yuvarlak bir kapak görmüşler. Öğretmen inip bakarak eliyle silince hazinenin kapağı olduğu ortaya çıkmış. Kilitliymiş ve anahtarı görünmüş. Öğretmen, anahtarı alıp açmış. Açınca içinden parlak ışıklı sarı küre çıkmış.

     Onu eline alınca dilekler gerçek oluyormuş. Öğretmen onu eline alıp yola devam etmiş, ormandan çıkmışlar.

Öğretmen omzuna asılı çantaya o değerli, ışıklı küreyi koymuş. Ormandan çıkarken bir tekne görmüşler. Ayılarla Afrika’ya motorlu tekneyle gidiyorlarmış.

Denizde yolculuk yaparken yavru bir köpek balığı tekneye atlamış, ölmüş.

Afrika’ya varmışlar, yerlileri görmüşler.

Öğretmen ışıklı topu çıkararak yerlilerin dillerini anlaması için dilek tutmuş, yerliler de anlamışlar. Semanur ve öğretmenin sorduğu, gitmek istediği yeri tarif etmişler.

Orada vahşi hayvanlar varmış. Oraya varınca önlerine ayı çıkmış, kızgınmış. Çünkü oradaki insanlar yemek vermemişler. Semanur ve öğretmene saldırmaya çalışmış, Semanur’un omzu az çizilmiş.

Orada ikisi sınıftan birini görmüşler. O, Ayselmiş. Aysel yaralıymış. Semanur yarasını öğretmenin gömlek parçasıyla sarmış. Sonra o iyileşmiş.

Ağaçlı yolda giderlerken bir arslan yavrusu çıkmış. Onu da oranın halkı delirtmiş. Saldırmaya çalışmış. Öğretmen ışıklı küreyi Semanur’a vererek, şunları söylersen bu arslan bize alışır, diğerleri de alışır!” demiş. Semanur söylenenleri yapınca her hayvan alışmaya başlamış.

Sonra gruplarına katılan hayvanlar çoğalmış; her tür  hayvan varmış. Bir tek Allah’ın sevmediği hayvan “Domuz” yokmuş!

Sonra o adadan da çıkmışlar. Şehre gelmişler. Orası kendi dilleri konuşulan İzmir gibi şehirmiş. Orada yerleşmişler.

Semanur’un nüfus cüzdanı çıkmış, onda kendi yüzünü görmüş. Sonra başka insanlar Semanur’a öğretmen için, “Bu senin baban (gibi) !” demişler. Çünkü birbirlerine çok benziyorlarmış.

MİMOZA33’ÜN YORUMU:

*Bu rüya, bizim devlet içinde zalim çetelere karşı olan savaşımızı yansıtan bir rüya!

*Köpekler, taraftarlık yapan, yalan ve hileyle insanı suçlayan bürokratları temsil ediyor !

*Ayılar ise, güç ve mevki sahibi fakat öğüt tutan, olumlu yönde değişebilen   kişiler!

*Dilekleri gerçekleştiren ışıklı küre, dualar ve Kur’an ayetleri !

*Aslan, sayıları çok az olan dürüst, adil, cesur kimseleri temsil ediyor !

*Semanur; Yardımcı yakın arkadaş, yoldaş.

*Aysel: İyi kalpli fakat zayıf bünyeli, yaralı bir dost.

*Gömlek parçasıyla yaranın sarılması: Hz.Yakub a.s.’ın görmeyen gözlerinin  

 Hz.Yusuf(a.s.)’ın gömlek parçasıyla iyileşmesine istinaden yaralı dost Aysel’in iyileşmesi veya iyileşmesine vesile olmak.

Elhamdülillahi Rabbi’l alemin, vessalatü vesselamü ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeın.

* Niyet iyiyse, âkibet iyi olur! Selamlar ve iyi dileklerle…

06 Haziran 2009

 

·         Sonra biz Allah’tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız. (Kur’an; Meryem Süresi:72)

·         Gerçeğe inanmak için 6 adım gerekir: 1-Önyargısız geniş görüş 2-Cesaret 3-Yaklaşım 4-Dinlemek 5-Düşünmek 6- Anlamak (Memduh Özcan)

·         Mal kaybeden, bir şey kaybetmistir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmistir. (Goethe)                                                      

    Cesaretin bittiği yerde esaret başlar!

Image Hosted by ImageShack.us

 

Video

 
Onna no Ko Otoko no Ko(PV)Yuko Ogura:4th
Yükleyen sharland

Video

 
İlgili aramalar:

Video

 
"The Sarah Silverman Program" Batteries
Yükleyen thatsfunny

Video

 
BRUCE LEE - ENTER THE DRAGON
yükleyen loosesox4126
WORLD LIST-1
by 
by 
by 
More...
 

                    GökkuşağıKahve fincanıZiyaret ettiğiniz için teşekkürler!

                    "Bir elin nesi var;

                                                iki elin sesi var!"Kırmızı gül

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

                     Olumlu fikirler, görüşler, yapıcı eleştiriler, iyi dilekler, YILDIZLAR kadar ışık vericidir!Gülümseme 

                  *  Chat Box  (Sohbet Penceresi) eklenmemesi rica olunur !

                                          Image Hosted by ImageShack.us

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
untitledbb.jpg picture by katootje22
 
Friends are the most important part of your life. Treasure the tears, treasure the laughter, but most importantly, treasure the memories.
 - Dave Brenner -
 
Goodevening my girlfriend Kardelen ,
İ wish you a happy friday and a good weekend,
Magnolia
3 hours ago
June 30
 

June 30

 Gökkuşağı Kahve fincanı

Selam sizin üzerinize de olsun Eray ve Akdeniz Rüzgarı Kardeşler ! Tebrik ve desteğiniz için sağolun ! Birkaç ay aradan sonra Konuk defterini ilk ziyaret eden cesur bir süvaridir, diye düşündük. Çünkü bizim sitemiz, 4 mevsim gibidir; bazen ilkbahar çiçekleri açar, bazen sıcak güneş yakar, sonbaharda fırtınalar eser, kışın zorlu yolculuklardan sonra karlı dağlarda kardelen çiçeklerine kavuşulur! Çoğu kişi zahmetli yolculuktan kaçar ve sabredemez! Bizim bahçemiz elmas işleme fabrikası gibidir; "Elmaz yontulmadan, insan da acı çekmeden mükemmelleşemez!” Bazı gök gürültülü ve yıldırımlı mesajlardan sonra arayıp soran azaldığı için ilk ziyaret eden cesur bir yiğittir, diye niyet ettik ! Şimdi alacakaranlıkta fırtınada yolculuk yapıyoruz, inşaallah bir gün size güzel ikramlar ısmarlarız. Adresinizi ve tam adlarınızı gönderirseniz seviniriz.

    Eray Kardeş, logona "Bismillah..." ile başladığından Allah'ın lütfu gerçekleşmiş ! Duyarlı, iyiliksever ve cesur davrandınız! Biz gerektiğinde zalim derebeyliklerine savaş ilan ederiz ! Burada çocuk oyunu oynamıyoruz ki! Biz internette romantik mesajlarla tebliğ yaptığını zanneden iyi gün dostlarına bakıp ta ülkenin halinin gerçekten vahim ve zavallı olduğunu acıyla gördük ! İhtiyaç zamanımızda en küçük iyiliği yapmaktan çekinip uzaklaşanlarla hangi bir iş başarılabilir ki !? Dindar ve vatanperver görünüp te en küçük gök gürlemesinde kaçan hanım evlatları haydin ayıcık bulunan pelüş battaniyenin altına, annenizin yanına !

   Gerçek bir mücahid, Dünyada tek başına kalsa bile Allah'a güvenerek yoluna devam eden cesur bir aslandır !

    Vesikalık bir resmini gönderirsen "Kardelenler" veya "Asian Friends" albümüne ekleyelim dilersen. Yapabileceğimiz bir şey olursa bizi arayabilirsin !

       * Resulullah Aleyhisselâm şöyle buyuruyor:

“Ümmetimden bir taife, Kıyamet gününe kadar Hakk için muzaffer bir şekilde mücadeleye devam edecektir.” (Müslim)

      * Altı kişiyle arkadaşlık yapılmaz: 1. Yalancı  2. Cimri  3. Korkak  4. Ahmak 5. Fâsık (Açıktan günah işleyen,Hak yoldan çıkan) 6. Tembel.

    Bunlar insanı tehlikeye atar ve zor zamanda yarı yolda bırakır! Günümüzde en yaygın olup ilk sırada yer alanlar, korkaklık ve cimrilik. Sonra diğerleri geliyor!.. Allah korusun!

      Allah c.c., gönlünüzü nurlu, ruhunuzu aydınlık, yolunuzu açık eyleyip işlerinizi rast getirsin! Gayret bizden, başarı Allah’tandır ! Allah, iyilik yapanlarla beraberdir! “Hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için!” Selam ve iyi dileklerle 30 Haziran 2009,

Kardelen Kütüphane Mesaj Grubu

Sağdan kucaklama Uçak

June 30
ALLAH ın selamı üzerinize olsun
iyiki varsın kardelen rabbim nasip etti de tanıdım seni
ALLAH RAZI OLSUN COK SEY ÖGRETTİN BİZE...
RABBİM SEVABINI VERSİN
VE BU GÜZELLİKLERİ DEVAM ETTİRSİNN
Gülümseme
June 21
No list items have been added yet.
No list items have been added yet.